Category Archives: > KARER’İN TARİHİ

Karerde tarihi doku…

Share Button

Yazıya başlığı bilerek koydum. Hemen baştan belirtmeliyim ki bu güne kadar Karer de tarihi bir dokuya rastlayamadık. Tarihi doku derken anladığımız; Geçmişten günümüze kadar geçen süreçte kimlerin yaşadığı ve nasıl yaşadıkları. Gelecek nesillere nasıl bir gelecek bıraktıkları ile ilgili yazılı veya sözlü belge ve bulgular.

Geriye dönüp baktığımızda yazılı bir belge yok. Sözlü tarih ise pek gerilere gitmiyor. Şunun şurasında Karerde yerleşim tarihi bizim bilebildiğimiz kadarı ile 1750 den sonra 1.Zeynel ağanın Darebiye gelmesiyle (1787)  başlıyor. Daha sonra….

Karerde Su Değirmenleri…Ekrem GÜREŞ

Share Button

RESİMLERE ULAŞMAK İÇİN BURAYI TIKLAYIN

Halis Yurtsever Darebi köyünü tanıtırken Darebide ki değirmenlerle ilgili olarak bilgi vermişti.Bu yıl Karerde dolaşırken bu değirmenlerin izini sürdüm.Ne yazık ki hepsi tarihin o derin sayfalarında iz bırakmadan yok olmuşlar.Bıraktıkları tek iz bizlerin hafızalarında kalanlardı. Çocukluğumuzda (1950 li yıllar.) o Zamanlarda karerde buğday,arpa gibi hububatlar ekilirdi.Sonbaharda da bu ekilenler biçilir,harman yerinde öküz,at veya eşeğin çektiği gam denilen altına çakılan keskin taşlarlar la harmana yayılan buğday saplarının üzerinde hayvanın taşıdığı gam vasıtasıyla ufalan ekin ağaç küreklerle havaya savrularak, rüzgarın vasıtasıyla buğday ve saman birbirinde ayrılırlardı. Elde edilen buğday derelerde kurulu ve su gücüyle çalışan değirmenlere taşınarak un haline getirilirdi. Değirmenlerde bıcık pişirilirdi.Ekmeğin kıt olduğu biz çocukların doyasıya yiyemediğimiz o ekmek.Değirmende pişen o bıcıklar bayağı lezzet içerirdi.

Doğan Munzuroğlu'nun "Karerli’nin anılarına eleştirel bir yaklaşım" yazısına yanıt olarak…

Share Button

Baran Gümüş
Doğan Munzuroğlu nun yazısını hayretler içerisinde okudum. Bu arkadaş ya okuduklarını anlamamış ya da okuduklarını kendi algılamak istediği şekilde algılamış. Nedeni de çok açık. Nedeni ise Karerli Mehmet Efendi’nin, Baytar Nuri hakkında o denemde tanıklık ettiği olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerini çok açık bir şekilde dile
getirdikleridir. Bugün Dersime ya da Dersimlilere gidip, 38 lere tanıklık etmiş yaşlılarının Baytar Nuri hakkında ne düşündüklerini sorsanız hepsi size onu neden sevmediklerine dair bir şeyler
söyleyeceklerdir.

Şirnan Köyü (2)

Share Button

EKREM GÜREŞ

Birinci Yazıda özellikle GIRIK abiden bahsetmedim. Evet HÜSE GIRIK (Halka mal olmuş ismi) Hüseyin Elverişli. Şirnandan bahsederken ondan bahsetmemek olurmu.. O Şirnanda mizahın, düşündürmenin, küfürü bu kadar güzelleştiren bir saygın karerliydi, Şirnanlıydı. Bu ara Kardeşi dostum rahmetli PAŞA’yı anmadan geçemiyeceğim.

Artık Şirnan’ın 1940 ve 1950 lili  yıllarına göz gezdirebiliriz. 1954 yılında Milli Eğitim tarafında okul yapılmıştır.Bu gün okul harap bir şekilde zamana yenik düşmüştür..Öğrenci azlığında kimi aileler Bingöl veya başka yörelere giderek çocuklarını okutmaktadırlar.

PİRE MI, SEYDE MI, SEYGULABİ!

Share Button

Hasan HOCA
Kur dé Elewiyan dé; ‘pir’ esto. Lé belé demo peyen dé ‘pir’; çarno kerdo ‘dede’.
Pir é mı Seygulabi, serran ver şiyo sere dilowaniya xo.
Heq rahma xo pıro kero. Domanti a mı dé xeli xeli tesir é xo sere mi bi. O tesir, heni ji seré mı mendo.
Zaf cayan u deman dé; Pir é mı Seygulabi éyno mı viri u ana xo viri.
Kéye ma, televede bi. Bane ma; tekişte dé bi.
Qese éy, hunermendiya éy a rastene, şan u şuneké éy é rındek i, zanatkariya éy, iş u şuxulé éyo paqıj…
Rastiye ser, pero é insanan; heyran é rastiya Seygulabi bi.

Şirnan Köyü(1)

Share Button

Ekrem GÜREŞ

Bu coğrafyada yaşama merhaba dedim. Yukarı yaylada VARE MAZİDE . Doğaya ilk solumamı orda yaşadım suyunu içtim. Gökyüzünün ne kadar mavi ay ışığının ne kadar aydınlatıcı olduğunu orda gördüm..Daha sonra ki yıllarda çocukluğumu nasıl yaşadığımı pek anımsayamıyorum. İnsanları tanıdım. İlk duygusal öpücüğümü orda yaşadım.Vare zuğurda yaşamı daha da bilinçli yaşadım.İlk duygu yüklü bulutlarla zuğur yaylasında tanıştım. Duygularımı anlatamadım. Bentlerle oluşturduğumuz küçücük  gölcüklerde yüzmek, okyanus derinliği gibiydi. İnsanları sevdim. Büyüklerimizin oynadıkları oyunları büyük bir hayranlıkla izledim. Oyunlarını sevdim.Çılapeyi,verısı nınge, küs ve daha buna benzer oyunları hayranlıkla seyrettim. Zuğur yaylasında ki kaya da  söylediğim türküler, gömleğimin kolunu kesip ilada kısa kolu gezeceğin derken aldığım tepkilerle birlikte yaptığımın çok ayıp bir şey olduğunun yanı sıra, deli oluşum dilden dile dolaştı.

Siyah saçlım

Share Button

HASAN HOCA
Hogır; bir saati geçen yürüyüşünün sonunda vadinin üst bölümünde yer alan kaynak suyuna ulaştı.
Kaynak: derenin yatağında kayanın içinden aşağıdan yukarıya doğru, fokurdaya fokurdaya, fışkırarak akmaktaydı.
Yanında götürdüğü küçük termosun kapağını açtı, fokurdayan yerin aşağısında, idareten tutturulan plastik borudan akan suya termosu tutarak bir miktar su doldurdu aldı, yudumladı.
Su; berrak, soğuk ve tatlıydı.
Tatmadan önce korkmuştu.