Maskan Barakalar

Sağyan

Cafran

Şirnan

Yekmal

Göl

Darebi

Körkan

Pircan

Hırçık

Yaşama Veda & Başsağlığı

sakine-gures

 

 

Şirnan Köyünden Sakine GÜREŞ yaşama veda etmiştir.

Kendisine Allahtan Rahmet, Ailesi ve Sevenlerine Başsağlığı dileriz.

Yaşama Veda & Başsağlığı

emine-calagan

 

Körkan Köyünden Emine ÇALAĞAN yaşama veda etmiştir.
Kendisine Allahtan Rahmet, Ailesi ve Sevenlerine Başsağlığı dileriz.

ADI FATMA—-

unnamed

Annemin Bastonu

Yıllar sonra köyüme  gitmiştim. İlk günler memleketin havası  fena çarpmıştı…Ayakta uyumamak için evin yanındaki ceviz ağacının gölgesinde uyur-uyanık yatıyordum. Annemin baston darbesiyle kendime geldim. Orada uyumamı istemiyordu. Bana “kalk evlat,böcek sokar, yılan-çıyan olur. Seneler önce bir kızcağız senin gibi uyurken ağzından yılan girmiş. Sonra da midesine inmiş” demez mi? Hemen irkilerek ayağa kalktım. “Anne bu söylediklerin doğru mu, peki ya sonra ne olmuş” dedim.. Annem “tabi ki doğru ama sonrasını bilmiyorum. Daha fazlasını orada oturan yaşlı insanlar bilir” demişti.

Annemin bu kısa anlatımı beni derinden etkilemişti. Olayın nasıl meydana geldiğini, yılanın kızın midesinde ne kadar kaldığını ve o insanın yaşayıp yaşamadığını öğrenmem gerekiyordu. O gece sabahı zor çıkardım. Olayın nerede meydana geldiğini, kimlerin bilgi sahibi olabileceğini annemden öğrenmiştim. Ancak belirtilen yer çok uzaktı. Oraya varmam için dağı-taşı aşarak ormanların içinde yaya olarak uzun bir yolculuk yapmam gerekiyordu.

Haber Peşindeyim

Elime sağlam bir sopa aldım. Pala Mehmet amcanın evinden “Çala xate”denilen ormanlık yoldan Mendelyan mezrasına doğru yürüyordum. Bölge çok ıssız ve insansızdı…Çok garip duygular içindeydim.  Gittiğim yerlerde umduğumu bulabilecek miydim. Bu konuyu insanlarla konuşup doğru bir hikaye çıkarmayı başarıp başarmayacağımı bilmediğim için biraz gergindim.                                  Ve nihayet Mendelyan’a gelmiştim. Hüsnü amcanın evine misafir oldum. Aile kalabalıktı. Beni çok iyi karşıladılar. Yemek yenildi, çaylar içildi. Hüsnü amca’ya o vahim olaydan bahsettim. Olayı doğrulamıştı ama yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Karşı dağları göstererek olayın o dağların eteklerinde “Merga Hemi” (Hemidin çayırı) denilen bir alanda yaşandığını söyledi. Onun işaret ettiği bölgeye doğru yola çıktım. Mülkiye teyzenin evine kadar gitmiştim. Mülkiye teyze hayat dolu bir insandı. Bana ektiği bostanda neler yetiştirdiğini, evin tadilatına varana kadar her şeyi bir çırpıda anlatmıştı. Teyzeme Merga Hemi’yi sordum. Beni oraya götürmesini istedim. Tamam dedi. Yanına iki torununu da alarak dördümüz ormanlık alanda yürümeye başladık. Bir süre yürüdükten sonra olayın meydana geldiği Merga Hemi’ye varmıştık. Teyzem çocuklarla elma toplayacağını söyleyerek oradan ayrıldı. Bense çok merak ettiğim o gizemli yerde tek başıma öylece kala kalmıştım. Çok büyüleyici bir ortamdı. Bana çok ürkütücü gelmişti.  Üst tarafta yaşadıkları ev görünüyordu. Ancak yıkılmış, virane olmuştu. Çayır denilen alan kurumuş,duvar örülerek yapılan havuzda artık su yoktu. Buranın resimlerini çektikten sonra o tarihe tanıklık eden insanlarla konuşmak üzere Guşkan mezrasına doğru yola çıktım. Ormanın içinde benden başka insan yoktu. Hava kararmak üzereydi ve gideceğim yer çok uzaktı. Üstelik Guşkan denilen yerin tam olarak nerede olduğunu unutmuştum. Uzun bir süre yürüdükten sonra bulunduğum bölgeyi tarif ederek telefonla gideceğim yeri öğrenmiştim. Guşkan, Ağa köy’ün karşı cephesinde bir dağın eteğinde, beş evden müteşekkil, güzel bir yerdi. İlk karşıma çıkan evin balkonunda dört kişi oturuyordu. Onlara doğru yaklaştım. Beni buyur ettiler. İçeri girdim. Tanıştık ve onlara burada yaşanan bir hikayenin peşinde olduğumu bana hadise hakkında bilgi vermelerini ve yardım etmelerini istedim.. En yaşlı olan amca olayı anımsamıştı. Bana bu olayı neden araştırdığımı, 70 sene evvel olup biten bir hadisenin şimdi yazılmasına gerek olmadığını söyledi. Ben de ona bu topraklarda çok vahim olayların meydana geldiğini, insanların yıllarca çok sıkıntılar çektiğini, doktor olmaması nedeniyle gencecik insanların pandisit  gibi basit bir hastalıktan bile öldüğünü, geç de olsa buralarda olup bitenleri bilmeyen insanlara, hatta medya ve devlet yetkililerine duyurulması gerektiğini,,,, dilim döndükçe anlatmaya çalıştım. Sonra amcam beni onayladı. Kendisinin rahatsız olduğunu, yanındaki orta yaşlardaki akrabasına bu olayı anlatmasını istedi. (Bu kişilerin isimleri bende saklıdır. Ancak buraya yazmaya gerek görmedim. Çünkü konumuz bu değil) Orta yaşlı adam ninesinin ona anlattığı şekilde anlatmaya başladı. Ben de söylediklerini not aldım. Sonra bizi gören diğer insanlar da gelmeye başladılar. O tarihe tanıklık eden yaşlı bir teyzemiz de olayın oluş şeklini ve sonrasını uzun uzun anlatmaya başladı. Orta yaşlı bey ile teyzenin ayrı ayrı anlattıkları şeyler hemen hemen aynıydı. Aralarında bir çelişki yoktu. O güzel insanlarla tanıştığıma çok mutlu olmuştum. Onlar da beni sevmişti. Çayımızı içmiştik. İstediğim bilgiyi almıştım. O saygıdeğer insanlarla vedalaşıp hikayemi yazmak üzere eve döndüm. Ancak amatör biri olarak bu muhteşem hikayeyi bir yazı haline nasıl getireceğimi, bu önemli olayın hakkını verip veremeyeceğimi bilmiyordum. Bu ancak okuyucuların olumlu veya olumsuz tepkilerinden anlaşılacaktır.

Ve O Hikaye:

Olay 71 yıl önce Karer’de meydana gelir.Olay yeri ise kabaca Darabi(Sütlüce) Köyü’ne bağlı Heserbaba dağları etekleri ile Deşt yaylasına yakın olan Gurbet mezrası arasındaki dağlık bölgede kalan Merga Hemi (Hemid’in çayırı) denilen bir yerdir. O zamanlar Bingöl’ün adı Çabakçur’dur. Çabakçur 1945 de Bingöl ismini almıştır. Bu olay tam da o döneme yaşanmıştır. Anlatımlara göre o zamanlar Çabakçur’a kadar yol yoktur. Tabi hastane ve doktor da…

Kızın adı Fatma,,,Fatma 14-15 yaşlarında çok güzel bir kızdır. Yazıya eklediğim fotoğrafta Fatma’nın yaşadığı ev, adı geçen çayır ve havuz görülmektedir. O zamanlar kar ve yağmur çok yağdığı için ot çok fazla yeşerir,her taraf çayır-çimen olurmuş. Fatma’nın babası çayırda ot biçerken Fatma havuzun kenarında yatmış ve uyuya kalmıştır. Bir süre sonra Fatma midesinde dayanılmaz bir ağrı ve boğazında hafif bir gıdıklama ile uyanır. Fatma’nın uyurken açık kalan ağzına yılan girmiş ve midesine yerleşmiştir. Ancak kız bunun farkında değildir. Bir anlam veremediği dayanılmaz ağrılarla eve gider. Fatma’nın sağ tarafı ateş gibi ısınır. Devamlı su içer. Ama bir türlü susuzluğu gidermez. Devamlı acıkır. Ne yese doymaz. Günlerce böyle yaşar. Çok şiddetli mide ağrısı çeker. Sonra karnı şişmeye başlar. Bazıları onun hamile kaldığını zanneder. Sonra Fatma karnında devamlı hareket halinde olan şeyin bir yılan olduğunu fark eder. Dışarıda bakınca yılanın kıvrımlar halinde dolaştığını görür ve bunu ailesine anlatır. Aile dehşet içindedir. O zaman doktor yoktur. Çapakçur’a gitmek için yol yoktur,araba yoktur. Köy ile Çabakçur arası en az 50 Km’dir. Günler ve gecelerce hastayla  beraber yaya yürüyerek gitmek mümkün değildir.

Fatma’yı kafa üstü havaya kaldırırlar. Yılan ağzından çıksın diye bacaklarından tutup sallarlar. Ama nafile…Bir insanın karnında bir yılanla yaşaması, yatması,uyuması,hareket etmesi,,,ne korkunç bir durum değil mi?? Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir devirde yaşanmamış bu vahim olay bula bula Fatma’yı bulmuştur. Ve üstelik ne tıbbın, ne medyanın ne de yaşadığı ülkenin bu olaydan haberi bile olmamıştır.

İnsanlar Fatma’nın derdine derman ararken başka bir köyde yaşlı biri gelir ve çiğ bir tavuğa bol miktarda tuz dökerek Fatma’ya yedirilmesini önerir. Böylece yılan ya ölecek, ya da bir şekilde dışarı çıkacaktır. Aile artık çaresizdir. Yaşlı adamın bu fikrini uygulamaktan başka yol kalmamıştır. Son bir çare olarak çiğ tavuğu tuzlayıp Fatma’ya yedirirler. Ancak beklenen sonucu alamamışlar. Meğer yılan zehirliymiş… Kıza tuzlu çiğ tavuğu yedirir yedirmez yılan içeride Fatma’yı sokar, zehirler ve oracıkta öldürür…! (Elbette bu durumun tıpta bir karşılığı vardır)

Bu defa yaşlı adam ölen kızın karnını yararak yılanın çıkartılıp öldürülmesini teklif eder. Ancak kızın babası kabul etmez  “madem o hayvan kızımın acılar içinde kıvranarak ölümüne sebep olmuştur, yılanı çıkarmayacağız. Bir mezar kazacağız ve yılanla beraber toprağa gömeceğiz” demiş. Öyle de yapmışlar…Artık Fatma kurtulmuştur(!) Acıları dinmiştir. O hiç büyümemiş,hep 15 yaşında kalmıştır. Ancak Fatma’nın yaşadığı bu dram ve onun hazin sonu her defasında yüzümüze gözümüze bir şamar gibi çarpacaktır. Ben o toprağın çocuğu olarak Fatma’nın yaşadıklarını yıllar sonra da olsa dile getirmeye çalıştım. Bunu kendime bir borç olarak telaki ettim. Onun sesine ses olmaya çalıştım. Fatma’nın o evde yaşadığı acıyı iliklerime kadar hissettim. Keşke o duvarların dili olsa da konuşsaydı. Ben duvarların yerine de konuştum. O çayırda,o havuzun başında avazım çıktığı kadar bağırdım. Fatma’nın sessiz çığlığına cevap  verdim. Onun için geldiğimi söyledim. Onun kaderine isyan ettim. Sesim dağlarda yankılanıyordu. Bir tek dağlar isyanıma ortak olmuştu. Sonra Düzenin çarkına  sövdüm. Ağız dolusu küfrettim.                                                                                                                                         Ve dedim ki ona; “Seni yılan öldürmedi delâlâ mın,,,seni doktorsuzluk öldürdü. Çaresizlik öldürdü. Seni devletsizlik öldürdü.”       

                        Gerçi o günden bu güne değişen bir şey olmamışı. Köyümüzdeki okul ve sağlık ocağını kapatıp yerine karakol kurdular. Yollarımız hala toz-duman içinde. Yollarımız asfalta hasret kalmıştı. Ve hala gece hasta olan sabaha çıkmak zorundadır. Hala zemheri aylarında hastalanan ölmek zorundadır.

Seni yılan öldürmedi delâlâ mın. Seni doktorsuzluk öldürdü. Çaresizlik öldürdü. Seni devletsizlik öldürdü… Ruhun şad olsun Kârer’in güzel  kızı. Hepimiz seni çok seviyoruz…!

Mustafa KILIÇGEDİK

Kurban Bayramı Tebrik Mesajı

Dostluğu, sevgiyi ve geleceği.. Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz Kurban Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim.

Yaşama Veda & Başsağlığı

suleyman-saticiDarebi Köyü Tengdere Mezrası Son Çınarı

Süleyman Satıcı

04 Eylül 2016 tarihinde Hakka yürümüştür. SATICI Ailesi başta olmak üzere Tüm Darebi Köyüne başsağlığı diliyoruz .

Tuzla Belediye Başkanı Sn. Dr. Şadi YAZICI…

Tuzla Belediye Başkanımız Sn. Dr. Şadi YAZICI bey’in Darbe girişimi sonrası yaşanan demokrasi mücadelesi’ nde, demokrasi adına göstermiş olduğu duyarlı davranış sebebiyle teşekkür eder,  demokrasi adına verilmiş olan bütün mücadelelerde yanında olduğumuzu belirtmek isterim.

Tuzla Karerliler Derneği Yönetimi Adına Başkan Ali ATAMIŞ. 

Karerliler Dernegi Başkanı Sayın Ali ATAMIŞ ‘ın Piknik konuşması…

Değerli karerliler ,sevgili  dostlar

Derneğimizin düzenlediği  bu etkinliğe   katılmanızdan    dolayı   hepinize   teşekkür    ediyor,  sizleri   sevgi   saygı ile selamlıyorum

Bir   araya   geldiğimiz   böyle   etkinlikte ,  ihtiyaçlarımızı  ve  geleceğe yönelik  projelerimizi  kısaca  da  olsa  sizlerle   paylaşmak  istiyorumkarerin  9 köyü  kapsayan  dernekleşme  faaliyetimizin  mazisi  oldukça  yenidiröncelikle  bu düşünceyi  hayata  geçiren  derneğimizin  kuruluşunugerçekleştiren  tüm  arkadaşlarımıza  huzurlarınızda  teşekkür  etmek  istiyorumonlarca  yıl önceden  bu işe  başlayan  yöre  derneklerimizin  önemli  bir  bölümü  belli  bir  mesafe  almış  bulunuyorlar.bizlerinde  çalışmalarımızı  hızlandırarak,  dayanışmamızı  güçlendirerek  belirli bir  kurumlaşma  düzeyine  süratle  ulaşmamız  gerekiyor.bu  hem  istanbuldaki  karerliler arasında  güçlü  bir dayanışma ağı  oluşturma  hem de  karerin  temel   sorunlarında  etkin  bir  rol oynamamıza  neden  olacaktır.

Değerli    dostlar,

Bildiğiniz  gibi  bölgemizde  35-40 yıldan bu  yana  yoğun  bir  çatışma  süreci  yaşanıyor.  insanlarımız  ölüyor,   ormalarımız   yakılıyor,  dağlarımız,  derelerimiz,  doğamız  tahrip  ediliyor.  bölge  yaşanmaz  hale   getirilerek  insanlarımız  göçe  zorlanıyor  ve  her  birimiz  farklı bölgelere  yönlendiriliyor bu  durum  dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü,  inanç  ve değerlerimizi  yok ediyor.karer  sıradan   bir  yer  değildir.  köklü  bir geçmişimiz  vardır.  köklerimize, tarihimize  ve toprağımıza  karşı  hepimizin  vicdani  ve  ahlaki  sorumlulukları  olduğu  düşüncesindeyim.  her  birimizin  farklı dünya  görüşlerine  ve  siyasi  eğilimlere sahip  olduğumuzun  bilincindeyim.bu  farklılıkların  hiç biri  dilimizi,  kimliğimizi,  inanç  ve kültürel  değerlerimizive toprağımıza,  doğamıza  sahip çıkmamızın  önünde  engel  değildir. omamalıdır.

Değerli  kardeşlerim,

Bu  nedenle  sosyal  ve kültürel  etkinliklerimizi  arttırmalı  dayanışmamızı  güçlendirmeli,  bu  amaçla  kurulan  derneğimize  sahip çıkmalı  kurumlaştırmalı  ve  etkin  kılmalıyız

Üye  potansiyelimizi  tüm insanlarımınızı  kapsayacak  genişliğe   ulaşmalı,  somut  önerilerle  proje üretmeli,  toplumsal ve sosyal  dayanışmamızı  güçlendirmeliyiz. maddi  ve  manevi  desteğimizi  sunmaktan  çekinmemeliyiz.Karer  deyince, karerliler  derneği diyince, herkes  gücümüzü  hisedebilmelidir.bunu  başarabilirsek  geleneğimize, tarihimize ve  kültürümüze  önemli  oranda  sahip  çıkmış  ve  katkı  sağlamış  olacağız.

Değerli  dostlar

Pek  çoğunuzun  bildiği  gibi  derneğimize   ait  bir  bina  yapma çalışmalarını  yürütüyoruz. belirli adımlar atılmış durumda. kurumlaşmanın en temel ayaklarından biri bu projeyi  hayata geçirmektir. bu da  hepimizin ortak  çabasıyla ancak gerçekleşebilir. her bireyin  kedi güçü  oranın da gerekli  katkıyı  sağlayacağından Eminim . bunun için önümüzdeki  dönemde pek çok etkinlik organize etmeyi düşünüyoruz.D     ernek binasında  bu amaçla yapılacak toplantılara  siz değerli  üyelerimizin,  iş adamları, esnaflarımız ve   köylerimizin kanaat önderleri  ile bize öneri ve katkıda bulunmanızı özellikle rica ediyorum .bu işler  tek başımıza yönetim kurulu olarak altından kalkabileceğimiz işler değildir. kollektif alka ve çabaya ihtiyacımız vardır.Bu arada  unutmadan özel Bir bilgilendirme yapmam gerekiyorYakın  bir  tarihte  15 haziran  2016  tarihinde  9 köyü kapsayan önemli  bir belgesel  proğramı gerçekleştireceğiz.

Gelecek  kuşaklar açısından  bu belge  kalıcı bir  belge olması  açısından  önemlidir. yakın  bir  tarihte  bu  konu  ile  ilgili   dernek  binamızda  9 köyden arkadaşlarımızın  katılımıyla  planlamasını yapacağız  toplantı tarihini arkadaşlara ayrıca bildireceğiz.

Değerli hemşerilerim,

Sevgili dostlar, çalışmadan yorulmadan  ortaklaşmadan  bir eser meydana  gelmez.  bu nedenle  her  karerlinin  bu yapacağımız  işlere ortak  olmasını  istiyorum

Değerli hemşerilerim ,

Bir konuyu sizler ile paylaşmak istiyorum . değerli karerliler  yönetime geldiğimiz tarihten bu  yana  üyelerimizi  derneğe  ilgi  ve alakasını çok az  görüyorum .bazı arkadaşlarımızın  derneğe  küşmüş  olduklarını duyuyoruz.bu küskünlüğün bizden mi yoksa önceki  yöneytimlerden mi bilemiyorum .ama karerin  kültüründe küskünlük yoktur. ve olmamalıdır.eğer böyle bir  küskünlük varsa önceki  ve şimdiki yönetim adına hepinizden özür diliyorum. zaman küskünlük zamanı değil birlik , beraberlik ve kardeslik günüdür.değerli karerliler ve değerli dostlarbeni  sabır ve dikkatle  dinlediğiniz  için  hepinize  teşekkür ediyor  her  şeyin gönlünüzce  olmasını  diliyor  sizleri  sevgi  ve  saygıyla  selamlıyorum .